Endüstriyel Gelişim ve Satın Almanın Evrimi

Sanayileşmeyle birlikte, bütün dünyada büyük bir yer edinen endüstri, ekonomik büyümenin kapılarını aralayan bir araç sayılabilir. Endüstrinin gelişimi ise üç evrede yani üç devrimle birlikte olmuştur. Bu gelişim sadece endüstrinin kendisini değil, ekonomi kulvarında bulunan birçok segmenti etkilemiştir. Satın alma, bu segmentlerden birisini oluşturmaktadır. Satın almanın evriminde etkili olan endüstri, tedarik zinciri yönetimi gibi kolaylaştırıcı stratejilerin geliştirilmesinde rol oynamıştır. Endüstriyel devrimlerin ilki, Sanayi Devrimi ile birlikte gelmiştir. 

Mekanik ürünlerin ve araçların geliştirilmesi ile endüstriyel gelişim tam anlamıyla başlamıştır. Su ve buhar gücüyle çalışan makineler ve tezgahlar, ilk endüstri devriminin ürünleridir. 1760’lı yıllarda İngiltere’de başlayan bu devrim ve ekonomik dönüşüm, Avrupa ülkelerinde de hızla yayılmaya başlamıştır. Kimya ve astronomi gibi bilimlerin gelişmesi de bu süreci hızlandırmıştır. Makineleşme ve seri üretim de böylece kendisini göstermiştir. Fabrikalaşmalar da peşi sıra gelmiştir. Haliyle yeni faaliyet alanları da ortaya çıkmıştır. Artık üretim için daha seri bir şekilde hammadde tedariği sağlanması gerekiyordu. Dolayısıyla tedarik etme ve satın alma kavramları da henüz net bir şekilde ifade edilmese de, temellerini oturtmaktaydı.
İkinci devrimin gelmesi de çok uzun sürmedi. 20. Yüzyılın başlarında kendisini gösteren bu devrimle birlikte; buhar ve kömürün yanı sıra petrol de enerji kaynaklarının ve makineleşmenin unsurları arasında kendisine yer edinmiştir. Henry Ford’un otomotiv sektöründe seri üretim bandı sistemi ve fabrikaları elektrikle çalıştırılması endüstriyel gelişimi tetiklemiştir. Seri üretim geliştikçe, pazarların büyümesi de kaçınılmaz oldu. Artık üretim yapan işletmeler, büyük faaliyetler içerisine girmeye başlamıştır. Rekabetin artmasıyla, tedarik zinciri bir avantajken ihtiyaç halini almıştır. Sistemli ve düzenli bir tedarik etme (satın alma) sürecinin oluşturulması önem arz etmekteydi. 

1970’lerin başında, kapıdan içeriye üçüncü endüstri devrimi girmektedir.  İkinci Dünya Savaşı sonrasında, teknolojik gelişmeler artık çok farklı boyutlarda kendisini göstermekteydi. Askeri alanda üstünlük yakalamak isteyen ülkeler, teknolojilerini de büyük ölçüde geliştirmişti ve bu gelişimi savaştan sonra da sürdürmüşlerdir. Elektronik cihazlar, bilgisayarlar ve bilgi ve iletişim teknolojileri gündelik hayatta yer edinmeye başlamıştır. Programlama dediğimiz kavramlar ortaya çıkmıştır. Satın almanın içerisinde de zamanla bu programlama kavramının faydaları yer edinmiştir. Satın alma için ilk etapta kısa vadeli planlar yapılmaktaydı. Kapıya teslim gibi avantajlar bulunmamaktaydı. Satın almacıların kendileri, mal ve hizmetleri teslim almak zorundaydılar. Tedarik sürecinin güvenle sonuçlanması için fiyat biraz göz ardı edilmekte ve tanıdık tedarikçilerle anlaşılmaktaydı. Otomasyon ve sayısallaşma endüstrisiyle birlikte, artık orta vadeli satın alma planları da yapılabilmekteydi. Mikroelektrik, fiber optik, telekomünikasyon, lazer gibi birçok teknoloji boy göstermekteydi. Bu teknolojilerle birlikte satın alma için talep ve teklif süreçleri daha etkin bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır. Ayrıca ürün hatlarında da programlanabilen makinelerin kullanılması, üretim miktarlarının artmasını sağlamıştır. 

Bulunduğumuz çağda, satın alma işlemlerinde artık uzun vadeli planlardan da söz edilebilmektedir. Tedarikçiler artık kapıya teslim gerçekleştiriyor hatta bazı stratejiler yoluyla, satın almalarınızı daha kârlı bir şekilde sonlandırmak için direkt olarak son tüketiciye de tedarikçiler yoluyla ürün iletmek mümkün hale gelmiştir. Satın alma yöneticileri ve satın alma uzmanlarından hatta mühendislerinden bahsetmek mümkündür. 

Tedarik zinciriyse artık sadece bir zorunluluk değil, geliştirilmesi gereken bir strateji olarak görülüyordu. Endüstri 4.0’da burada kendisini göstermektedir. Endüstri 4.0, satın alma 4.0’ın da doğuşunu sağlamıştır. Bütünleşik üretim sistemi olarak tanımlayabilen endüstri 4.0, Y ve Z kuşağının etkisiyle ortaya çıkmıştır denilebilir. Son zamanların teknolojileri, insanları anlayabilecek ve insanların veya şirketlerin ihtiyaçlarına hızlı çözümler üretebilecek şekilde tasarlanmışlardır. Endüstri 4.0 bunu sağlamaya başlamıştır. Günümüzdeki ERP ve SAP yazılımları, satın almaları ve tedarik süreçlerini en iyi şekilde yönetilmeyi amaçlamaktadır. Birbiriyle entegre sistemlerin geliştirilmesi satın alma 4.0’ü getirmiştir. İlerde ise bu teknolojilerin yapay zeka ile güçlendirilmesi kaçınılmazdır. Örneğin; stok bitiminde tedarikçiye mesaj atan, üretim bittiği zaman tırı çağıran, satın almayı da kendisi yapacak  ve hatta en uygun tedarikçiyi seçecek satın alma yapay zeka yazılımları bulunacak. Günümüzde bu tür işlemler, insan eli yoluyla fakat yine de çeşitli yazılımlar ve sistemler yoluyla gerçekleştirilmektedir. Yani iş insan beyninde bitse de, makineler oldukça kolaylaştırıcı rol oynamaktadır. 

Geliştirilen teknolojiler, her satın alma işlevinin daha kolay bir şekilde gerçekleştirilebilmesini ve kendisini güncelleyen sistemleri beraberinde getirmiştir. Endüstri 4.0’ın gelişimin devamıyla yakın gelecekte satın almanın evriminin de bahsedilen formlara ulaşacağı söylenebilir.

Canan Şahin

E-bültenlerimize üye olarak bizden ve sektördeki gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Diğer Başlıklar

İyi Bir Tedarikçi Süreci Yönetimi
İyi Bir Tedarikçi Süreci Yönetimi

İyi bir tedarikçi süreci yönetimi; müşteri memnuniyetini arttırır, lojistik giderlerini azaltır, analizleri kolaylaştırır, talep ve arz dengesini korur.

Gelecekteki Satın Alma Eğilimlerini Avantaj Olarak Kullanmak
Satın Almalarda Maliyet Nasıl Düşürülür?
Satın Almacıların Yaşadığı Zorluklar